Ahmet Nazif Zorlu’nun Enerji Piyasası ile ilgili Konuşması

Enerji Piyasaları Zirvesinde Zorlu Grup Yönetim Kurulu Başkanı, Ahmet Nazif Zorlu da oradaydı. Kendisi şunları dile getirdi; Sayın EPDK başkanı ve Enerji Uzmanları Derneği Başkanı Sayın konuşmacılar, değerli basın mensupları ve saygı değer konuklar, hepinizi saygıyla selamlıyorum. Biraz önce konuşmacılar bütün enerji arzından enerjinin fazlalığından...

1736 0

Enerji Piyasaları Zirvesinde Zorlu Grup Yönetim Kurulu Başkanı, Ahmet Nazif Zorlu da oradaydı. Kendisi şunları dile getirdi;
Sayın EPDK başkanı ve Enerji Uzmanları Derneği Başkanı Sayın konuşmacılar, değerli basın mensupları ve saygı değer konuklar, hepinizi saygıyla selamlıyorum. Biraz önce konuşmacılar bütün enerji arzından enerjinin fazlalığından bahsettiler. Ben de şöyle bir olaya girdim. O gün ki 1994 yılında Türkiye’deki ilk enerjiye giren gruplardan birisiyiz. O gün ki enerji fabrikalarımızda enerji kesintisi olacak korkusuyla enerjiye başlamıştık ve o günden bugüne devam ediyoruz. Hatta, hiç unutmuyorum 1996-97 yıllarında, aynı bana enerji bakanlığından çok affedersiniz, tezek yakın enerji verin dediler. Ama çok şükür bugün, Türkiye 75 bin mw güce geldi. Enerji sektörü gibi kritik bir alanda kamu yöneticileri ve sektör görüntülerini bir araya getirerek kamu özel sektörü, sektör diyaloğu konusunda çok önemli bir iş başaran EPDK Başkanı, Enerji Uzmanları Derneği Yöneticilerine teşekkürlerimi sunmak istiyorum. Sayın Cumhurbaşkanımızın teşrifleri de bu konunun önemini göstermesi açısından çok değerlidir. Kendilerine bir kez daha şükranlarımı sunuyorum. Bugün enerji sektörü ve kritik dönemde bulduğum 4 önemli konuyu sizlerle paylaşmak istiyorum. Dünya da güç dengeleri hızla değişiyor, ekonomik güç batıdan doğuya, doğru hızla kaymakta. Gelişmiş ülkelerden gelişmekte olan ülkelere kayan bir güç söz konusu. Enerji de oyunun kuralları değişti. Uluslararası enerji ajansının projeksiyonuna göre önümüzdeki 25 yılda küresel enerji talebindeki artışın %90’ı gelişmekte olan ülkelerden kaynaklanacak. Diğer taraftan küresel petrol fiyatlarında inanılmaz düşüşler oluyor. Bakınız fiyatlar 45 dolara geriledi. Bunun enerji sektörüne doğrudan etkisi çok büyük olacak. Türkiye’ye olan etkilerine baktığımızda bizim 1. Önceliğimiz enerji arzı, güvenliğidir. Arz güvenliğini sağlamak zorundayız. Bunun için kaynak çeşitliliğine yatırım yapılması gerek. Bu nokta da hangi kaynağa yatırım yapılacağı konusunda da hassas hareket etmemiz gereken noktalardan biri. Önümüzdeki 10 yıllık süreçte, yıllık %5 ekonomik büyümenin sağlanabilmesi için, mevcut 70000 mw’lık kapasitemizin 11000 12000 mw’lara çıkması gerekiyor. İlave 40 bin mw’lık veya 50 bin mw’lık gücün aşağı yukarı yarısı, nükleer ve yenilenebilir enerjiden sağlanacaktır. Geri kalan ise, kömür, doğalgaz santrallerinden sağlanması gereklidir. Bunun ne kadarının kömür, ne kadarının doğalgazdan sağlanacağı ise, önümüzdeki dönemde çevre ülkeler ile yapılacak doğal gaz anlaşmaları şekillendirilmesine inanıyorum. Diğer taraftan, 8-10 yıl önce çevre kirliliğinin önüne geçmek ve daha ucuza evlerimizi ısıtabilmek amacıyla doğal gaz dağıtım şirketleri özelleştirildi. Bu şirketler son 10 yıldır, ülkemizdeki her eve ulaşabilmek amacıyla, yatırım yaptılar. Bugün gelinen noktada, ana hatların yatırımı tamamlandı ve evlerin birçoğu doğal gaz dağıtım ağlarına bağlandı. Önümüzdeki dönemde de bağlanmaya devam edecekler. Bu da özellikle kış aylarında, doğal gaz tüketimini ciddi boyutlara taşıyacak. Geldiğimiz noktada dahi, soğuk kış günlerinde mevcut doğal gaz santrallerine verecek doğal gazımız yok. Önümüzdeki yıllarda, ilave abonelerin sisteme bağlanması ile birlikte bu durum daha ciddi bir hale gelecek. Az önce de belirttiğim gibi, petrol fiyatları düşüyor. Buna bağlı olarak, artık ülkemizde petrol türevi enerji üretmek, doğal gaza kıyasla %30 daha ucuz hale geldi. Normal şartlarda bunun tam tersi olması gerekir. Bu durumda, doğal gazın fiyatının 200-250 dolarlara da çekilebilmesi mümkün gözüküyor. Bu noktada Türkiye için önemli bir fırsat var. Doğal gaz kontratlarının süreci sona erdi. Aynı zamanda, ekonomi büyüyor ve ilave enerji kaynaklarına ihtiyacımız var. Bu durum aynı zamanda, çevre ülkelerin de iştahını kabartıyor. Avrupa’nın durumu ortada. Çevremizdeki ülkelerin, doğal gazı bizden başka bir ülkeye satmaları mümkün değil. Diyelim ki gazı Avrupa’ya satacaklar, bu durumda da doğal gazı Avrupa’ya güvenli ve ucuz yoldan ulaştırmanın tek yolu Türkiye’dir. Bu durumda, kontratları yenilerken, pazarlık gücümüzün sonuna kadar kullanılıp, kontratların Türkiye lehine olacak şekilde düzenlemesini sağlamalıdır. Bir örnek verecek olursak; bugün Rusya’da 30-35 milyar metre küp ithal ediyoruz. Önümüzdeki 15 yıllık süreçte daha fazla gaz tüketmeyi tahayüt edersek, fiyatları ciddi manada düşürebiliriz, indirim alabiliriz. Diğer taraftan, hem doğu akdenizden, hem Irak’tan, hem de Azerbaycan’dan ilave gaz alabiliriz. Bu dönem hükümetimiz için önemli bir fırsat. Ancak, bu pazarlıkları yapmakta ve kritik kararları almakta pazarlık yükümüz azalacak. Bu sebeple, bir adeti sadece doğal gaz ithalatıyla ilgili olarak, hem dış işleri , hem enerji bakanlığından, hem EPDK’dan yetkili kişilerin bir araya gelerek, işbirliği içerisinde bu pazarlıkların etkin bir şekilde yürütülmesi gerektiğine inanıyorum. Hatta doğal gazda da özel sektör, devlet ortaklığı ile bunun daha iyi bir hale gelebileceğine inanıyorum. Tabii doğal gaz fiyatı ucuzlarsa, bu beraberinde başka sorunları meydana getirecek. Biliyorsunuz, geçtiğimiz iki yıllık süreçte, doğal gazın fiyatının çok yüksek olması sebebiyle, hükümetimiz kömür santrallerine teşvikleri arttırırken, doğal gaz santralleri teşvikleri tamamen kalktı. Tabi eğer önümüzdeki dönemde doğal gaz pazarlıkları olumlu sonuçlanırsa, bu yatırımların tekrar gözden geçirilmesinde fayda var. Ancak, her ne olursa olsun, yerli kömürle üretim yapacak santrallerin, mutlaka desteklenmeye devam etmesi gerektiğini düşünüyorum. Arz güvenliğini etkileyecek bir diğer faktör ise, piyasadaki oyuncu sayısı enerji sektöründe bu kadar çok oyuncu olması . Enerji sektöründe, irili ufaklı çok fazla oyuncu var. EÜAŞ dahil 500’ün üzerinde oyuncu olduğunu biliyoruz. Bu oyuncuların önemli bir bölümü de bu sektörde uzmanlığı ve deneyimi olmayan küçük ve orta ölçekli şirketler bu kadar çok sayıda oyuncuyla ürün sistemlenmesi yapılamıyor. Bu durum yanlış yatırımlarla birlikte, arz güvenliğini tehlikeye sokacak noktaya gelebiliyor. Gelişmiş ülkelerde, piyasanın önemli bir bölümü, birkaç oyuncu elinde tutuyor. Fransa da %80’ini 4, Almanya’da 5, İngiltere’de 6 şirket oluşturuken, Türkiye’de bu sayı 36. Enerji sektöründe bu kadar çok oyuncu olması ve hükümet tarafından desteklenmesi, ileride arz güvenliği açısından sorun yaratması durumuna kesin gözüyle bakabiliriz. Arz güvenliğinin sağlanması için bize göre, kilit oyuncularının önünün açılması ve hepsinden önemlisi bir konstreplasyon sürecinin hızlanması için gerekli adımların atılması gerekir. Bunun için, özel sektör-kamu işbirliği önem taşıyor. Böylelikle, enerji bakanlığınında muhatap olduğu yatırımcı belli olacak, hem de bu işte makul karlar elde eden yatırımlar belirlenecek. Enerji bakanlığında, böylece daha hızlı kararlar alabilecek. Ve de tabi ki, bu yine de bunun alınmasında büyük fayda var. Tüketicinin de burada daha ucuz enerjinin, tüketiciye yararlı olacağına inanıyorum. Nükleer ve yenilenebilir enerji zaten ayrı birer lig burada. Yatırım yapanlar, farklı yetkinliklere sahip bulunan devlet kontrolünde olan, regule edilmiş yatırımlar. Yani alım garantisi olan yatırımlar. Enerji Bakanımızın da belirttiği gibi, nükleer enerji şirketleri yerli firmalarla buluşmalı. Nükleer enerjiye yatırımda mümkün olduğu kadar yerli firma olmalı. Kamu özel sektör iş birliği ile, nükleer de söz sahibi Türkiye’de yerleşik firma olmalı. Böylece bu işin yapımının, işletmesinin, bakımının, her şeyini öğrenebiliriz. Zorlu Grup olarak, burada yer almaya hazırız. Ülkemizin, 2023 hedefi, yenilenebilir kaynakların toplam hedefi, elektrik enerjisinde %30 pay alması bunun için, bu alandaki yatırımların önünü açan düzenlemelerin yapılması gerekiyor. Son olarak, yenilenebilir enerjiden bahsedeceğim. Ülkemizin temel hedeflerinden biri de, yenilenebilir kaynakların elektrik enerjisi üretimi içindeki payını arttırmak, bu doğrultuda, 2023 yılında elektrik üretiminin en az %30’unu yenilenebilir kaynaklardan sağlanması hedeflenmelidir. Bu hedefe ulaşılabilmesi için, yenilenebilir enerjinin mutlaka önünün açılması, gerek rüzgar ve güneş yatırımlarının arttırılması önemli. Bu yatırımlar mutlaka vaktinde yapılmalı ve doğru zamanla mümkün olduğu kadar çok proje gerçekleştirilmeli. Burada enerji bakanımızı tebrik etmek istiyorum. Hem rüzgar hem de güneş santrali için uygulanan tarifeler gereğinden fazla yüksek olmadığı için, Avrupa’da yaşanan sorunları yaşamıyor. Bugün ekipman fiyatlarının da aşağı düşmesi ve aynı zamanda yerli ekipman üretiminin artması sebebiyle, özellikle rüzgar santrallerinde yatırım yapmak cazip hale gelmiştir. Önümüzdeki dönemde, yerli güneş santrallerinin, üretiminin de gerçekleştirileceğine inanıyorum. Biz Zorlu Grup olarak, yerli güneş santrallerinin yani panellerinin üretimi üzerinde çalıştığımızı duymanızı isterim. Beni dinlediğiniz için, tekrar EPDK başkanına herkese teşekkür ediyorum.

In this article

Join the Conversation