ATO Meclis Başkan Yardımcısı Zafer Sadıkoğlu Neler Söyledi?

Tuğçe Alkan: Kısaca sizi tanıyabilir miyiz? Zafer Sadıkoğlu: Ben yaklaşık 8 yıldır Ankara Ticaret Odasındayım. Önce meclis üyesi olarak başladım. LPG sektörünü ve akaryakıt piyasası sektörünü temsilen, o sektörün temsilcisi olarak 2 dönem bulundum. 2. Dönemde meclis başkan vekili oldum. Ondan beri görevimi devam ettiriyorum...

1745 0

Tuğçe Alkan: Kısaca sizi tanıyabilir miyiz?

Zafer Sadıkoğlu: Ben yaklaşık 8 yıldır Ankara Ticaret Odasındayım. Önce meclis üyesi olarak başladım. LPG sektörünü ve akaryakıt piyasası sektörünü temsilen, o sektörün temsilcisi olarak 2 dönem bulundum. 2. Dönemde meclis başkan vekili oldum. Ondan beri görevimi devam ettiriyorum iki seçimdir. Şu anda burada kozmetik sektörünü temsil ediyorum. Kozmetikte firmamız var. Ama benim asıl ana sektörüm LPG sektörüdür. Enerji camiasından geliyorum. Şu an, işlerimizde yine, yap-sat, inşaat, enerjinin içinde tabi LPG işi ve kozmetik sektörü var.

Tuğçe Alkan: Enerji sektöründe hangi faaliyetlerde bulundunuz?

Zafer Sadıkoğlu: Ağırlıkla LPG, oto gaz işi yaptık. LPG, oto gaz, Türkiye’ye ilk geldiğinde, 1994 yılında başlamıştı. O zamandan beri, Türkiye’de ilk istasyonları kuran grubun içinde oldum. Ama o sektör o dönemde mevzuat olmadığı için büyük sıkıntılar çekti. Mevzuatların çıkması yaklaşık 8-9 yıllık bir zaman aldı. Bu süre içerisinde sektör, kaçak göçek yaşamak zorunda kaldı. İlk yıllarda, böyle 40-50 arabayla, istasyon başına hizmet vermeye başlamışken, yani Türkiye genelinde 2-3 bin arabaya LPG ikbali yapılabilirken, sektör öyle büyüdü ki, şu anda otomobillerin yaklaşık %40-45’i LPG’li oldu. Yaklaşık 4 milyon araç şu anda LPG’li. Böyle hızlı büyüyen bir sektörün başında yer almak, bizim için hoş bir deneyim oldu.

Tuğçe Alkan: Peki LPG ve akaryakıt sektöründe de faaliyetleriniz olmuş. Bir de uzun yıllar konu da tecrübeleriniz olmuş. Sizin şu anki durum ve sizin olduğunuz zamanki durumu değerlendirebilir misiniz bize?

Zafer Sadıkoğlu: Tabi şu anda, mevzuatlar yerine oturdu. Sektör kurallara uygun olarak çalışıyor ama, Türkiye’de hem LPG’nin hem akaryakıtın en büyük sıkıntısı, bu asla bitmedi şekil değiştirerek sürekli devam ediyor. Kaçak kısmı. Bu tabi ki haksız rekabet yaratıyor. Düzgün çalışan firmaların alehine durum oluşturuyor. Kaçak önlenebilir mi? En azından düşük seviyelere düşürülebilir diye düşünüyoruz. Bu, hala bu iki sektörün, akaryakıtın ve LPG’nin kanayan yarasıdır. Bununda temel sebebi bize göre, biz yıllardır iddia ettiğimiz şey; burada aynı ürünü kullanım sekmentlerine göre farklı vergilendirirseniz kaçak olması kaçınılmaz. Mutlak suretle insanlar bu şekilde bir kaçak marjı oluşturuyorlar. Bunun tek yolu, ortalama vergi alarak, tek fiyatla ürünü satarsanız kaçak olmaz diye düşünüyoruz. Onun dışında bizim dönemimizde mevzuat olmadığı için sektör çile çekiyordu. Şu anda öyle bir şey yok. İşini kurallarına uygun düzgün yapanlar için, ruhsatlandırma, lisanslandırma çalışmalarını ilgili kurumlar hızla yapıyorlar.

Tuğçe Alkan: Sektörün sizce sıkıntıları nelerdir? Kalkındırmak için neler yapılmalı?

Zafer Sadıkoğlu: Sektörün temel sıkıntısı, söylediğim gibi en büyük sıkıntısı kaçaktır. Bu kaçağa yönelik tedbirlerin alınması lazım. Mesela; akaryakıtta da kaçak son yıllarda şekil değiştiren kısmı bu atık yağların sektörde kullanılması veya kullanılıyor gibi gösterilmesi veya akaryakıt yerine kullanılması. Bunlar dediğim gibi sektörde kaçak kısmı oluşturuyor. Türkiye’nin tabi konumu, çevresindeki olaylar bu kaçağı destekler vaziyette. Kaçak akaryakıt girişi de engellenemiyor. Ama daha ziyade, son yılların ana sorunu; piyasa ismiyle ‘on numara yağ’ konusudur kaçak akaryakıtta. Bu istasyon faaliyeti yapan ve düzgün çalışan dağıtım firmalarının en büyük derdidir, problemidir.

Tuğçe Alkan: Petrol fiyatları oldukça düşüş gösterdi, ardından geri artış olacağı konuşuluyor. Petrol fiyatları ile ilgili sizin ön görüleriniz nelerdir?

Zafer Sadıkoğlu: Petrol fiyatları tabi, fiyat değişiklikleri tek bir koşuldan kaynaklanmıyor. Bunda son dönemde özellikle ülkeler arası siyasi ilişkiler, dış ticaret dengeleri, siyasi dengeler bunlar etkiliyor fiyatları. Dolayısıyla burada bir ön görüde bulunmak mümkün değil. Normal ekonomik koşullarda olması gereken gibi hareket etmiyor piyasa. Siyasi etkiler olduğu için. Ülkeler arasındaki dengeler söz konusu olduğu için. Fiyat oluşumunda siyasi kararlar etki ediyor. Ama Türkiye içindeki fiyatlarda yine hepinizin bildiği gibi vergilendirme asıl önemli şey. Hem akaryakıtta, hem LPG’de müşteriye, son tüketiciye, pompaya yansıyan fiyatın içinde devletin aldığı verginin payı, çok çok yükseklerde. Dolayısıyla, uluslar arası fiyatlardaki ham petrol veya uluslar arası borsalardaki akaryakıt ve LPG fiyatlarındaki değişiklikler, o fiyat kompozisyonunda tüketiciye son derece sınırlı yansıyor. Bu hususta fiyatın yüksekliği ile ilgili ne dağıtım şirketlerinin, ne istasyoncuların bana göre bir kusuru yoktur. Bu Türkiye’deki yüksek fiyatlar, devletin vergi politikalarıyla ilgili. O da devletin ihtiyaçlarına göre belirleniyor. Ama, şu da söylenir ki onu da basında çok okumuşssunuzdur. Akaryakıt fiyatları, Türkiye’de Avrupa’nın en yükseklerinden biri. İkincisi gibi bir şey.

Tuğçe Alkan: Sanırım siyasi etkiler olduğu sürece, çok öngörü sunmak mümkün olmuyor.

Zafer Sadıkoğlu: Değil. Bana göre değil.

Tuğçe Alkan: Ankara’da bu sektörde ne gibi yatırımlar var? Yeterli mi sizce Ankara’daki yatırımlar?

Zafer Sadıkoğlu: Yeterli bence. İstasyon sayısı zaten Avrupa ortalamasının üstünde. İkincisi, LPG tüketimi ile ilgili ilginç bir durum var. LPG tüketimi Türkiye’de, oto gaz tüketimi daha ziyade, en yüksek Ankara’dadır. Bu sektör çünkü ilk Bursa ve Ankara’da başlamıştır. Ama Ankara hiçbir zaman LPG oto gaz tüketiminde liderliği bırakmadı. Bana göre yatırımlar yeterli. Çok sayıda istasyon var. Ama daha fazla ihtiyaç var mı? Rekabeti engellememek için, bunu sınırlamamak gerekiyor. Kanunların getirdiği, hem akaryakıt piyasası kanunun, hem LPG piyasasının getirdiği bir takım sınırlamalar var. İstasyon açılması hususunda mesafe kısıtlamaları var vs.. Ama bu yasaların getirdiği, iyi bir şey. Piyasaları rekabete açtı. Dağıtım şirketi sayısı hem akaryakıtta, hem LPG’de kanunun çıktığı 2005 öncesi ve sonrasına göre bugün ile kıyaslarsak, üç katına dört katına çıktı. Ha bunun sakıncaları da var mı? Var. Demin söylediğim kaçak olayı. Ama piyasa bir şekilde kendini dengeye getirecektir diye düşünüyorum.

Tuğçe Alkan: Ankara’da herhangi bir açık ya da eksik söz konusu değil o zaman?

Zafer Sadıkoğlu: Bana göre değil.

Tuğçe Alkan: Peki bu piyasada rol alan kişilere sizin tavsiyeleriniz nelerdir?

Zafer Sadıkoğlu: Piyasa zaten kendi şartları içinde dönen bir piyasa. Şimdi, hep dönüp dolaşıp kaçağa geliyorum. Şimdi kaçak hakikaten haksız rekabet oluşturuyor. Namuslu çalışanlar diyeceğim artık. Veya düzgün çalışan firmalar alehine haksız rekabet yaratıyor. Yani kaçakla mücadele etmeleri gerekir diye düşünüyorum. Uzun vadeli piyasada ayakta kalabilmek için. Dayanmaları içinde, istasyon açarken, özellikle istasyoncular, bayiler açısından bakıyorum. Bu hesapları iyi yapmaları gerekiyor. Çok sayıda istasyon açılıyor, yeterli karı edemediği için rekabetten dolayı. Kapatma genelde olmuyor. Piyasa çünkü dışarıdan bakıldığında çok karlı bir sektör gibi duruyor. Onun için sürekli piyasaya yeni girmek isteyenler var. Eski girip de bu haksız rekabetten dolayı, veya talebin iyi olmadığı yerlerde heves için açıp, orada iş yapamayıp, sermayesini bitiriyor. Ama mutlaka yeni bir heveslisi oluyor biz bunu gördük. Bu hesaplarını iyi yapmaları gerekir.

In this article

Join the Conversation