EİF 2014 TOBB Enerji Meclisi Kongre Konuşması

Era Şirketler Grubu Enerji sektöründe faaliyet gösteren Era Şirketler Grubu 2004 yılında kurulmuştur. İlkleri ve en yeniyi kaliteli şekilde sunmayı hedef koyan, güvenilir hizmet sunmayı prensip edinmiş Era Şirketler Grubu, enerji sektöründe mühendislik, müşavirlik, sanayi ve üretim, ticaret ve temsilcilik, inşaat ve taahhüt alanlarında hizmet...

1696 0

Era Şirketler Grubu

Enerji sektöründe faaliyet gösteren Era Şirketler Grubu 2004 yılında kurulmuştur. İlkleri ve en yeniyi kaliteli şekilde sunmayı hedef koyan, güvenilir hizmet sunmayı prensip edinmiş Era Şirketler Grubu, enerji sektöründe mühendislik, müşavirlik, sanayi ve üretim, ticaret ve temsilcilik, inşaat ve taahhüt alanlarında hizmet vermektedir. Enerji sektörünün çeşitli ve farklı dallarında faaliyet gösteren Era Şirketler Grubu bünyesinde elektrik toptan satışı gerçekleştiren Yaren, sıkıştırılmış doğalgaz (CNG) satışı gerçekleştiren AlbeGas, %100 tavuk gübresinden elektrik enerjisi üreten Albe Biyogas’ı, hidroelektrik santrallerin elektromekanik ekipmanlarının imalatını yapan Hidroen’i ve hidromekanik ekipmanlarının imalatını yapan Mekaen’i, başta enerji yatırım projeleri olmak üzere sigorta hizmeti veren Eos Sigorta’yı, enerji yatırımlarına mühendislik ve müşavirlik hizmetleri veren Enco Mühendislik’i, enerji hukuku danışmanlığı yapan konsensus hukuku, enerji yatırımlarında ihtiyaç duyulan ekipmanların tedariğini ve pazarlamasını gerçekleştiren Ennova’yı ve hidroelektrik santrallerin anahtar teslim inşaatlarını gerçekleştiren Albe İnşaat’ı barındırmaktadır.

www.era-grup.com

logo

TOBB Enerji Meclisi Başkan Vekili Alpay Ünal’ın Kongre Konuşması

Alpay Ünal: Her şeyden önce bu kongreyi düzenleyen heyete teşekkür etmek lazım. Ankara’da böyle bir kongre ve fuarın olmasından dolayı kendilerine teşekkür ederim, hem şahsım hem de Türkiye Odalar Borsalar Birliği Enerji Müessesi adına. Bir sunum hazırladık, sunum arkada dönecek. Ama ben sunumdan bağımsız bir konuşma yapmak istiyorum. Bu sunumu da istediğiniz zaman sizlere iletebiliriz. İlk önce şundan bahsetmek isterim, ben enerji piyasası düzenleme kurumunun kuruluşundan 2004’ün sonuna kadar orada çalışmış, yani bürokrasi tarafında orada çalışmış bir kişiyim. Şimdi de 10. Yılımızı kutluyoruz. Şirketimiz 10 yıldır enerji sektöründe çeşitli alanlarda faaliyet gösteriyor. Bunun içerisinde hidroelektrik santral yatırımı da var, doğalgaz yatırımı da var, biyogaz yatırımı da var. Hidroelektrik santrallerin tribün ve jeneratör üreten fabrikamız da var. Bunun altına basarak söylemek isterim; özel sektöre ait ilk ve tek tesis bizimkisi. Bu sürecin başında yer aldım, burada hatta, salonda bazı tanıdıklarım var. Projeleri beraber gezmiştik. Sayın başkanım, arkadaşlarımız da, kamudan gelenler var. Lütfen alınmasınlar. Türkiye’de seçim öncesi tepkilere rağmen, kendi memleketinde, dönemin başbakanı, şimdiki cumhurbaşkanı, açılışa gittiği bir cumhurbaşkanımız var her şeyden önce. Seçim öncesi kendi memleketi ve hidroelektrik santral açılışı. Sonrasında baktığımız da şu anda, geçen Kasım ayında açıklanan 9 maddeli bir eylem planında, Sayın Davutoğlu hükümetinde Sayın başbakanımızın, yine iki tane maddesinde yenilenebilir enerjiyle ilgili. Bunu her ülkede bulmak bence mümkün değil. Diğer ülkere de gidiyoruz, bence mümkün değil. Ama hükümetin başbakanının, cumhurbaşkanının gösterdiği yerde aşağı indikçe bakanımız da aynı şekilde destek oluyor. EPDK’da aynı şekilde ama, aşağılara indikçe ne yazık ki biz bürokrasinin içerisinde boğulmuş, bunları burada konuşalım ki, çözüm olsun diye söylüyorum. Boğulmuş süreçlerin arttığı bir durum. 2005-06 yıllarında yaptığımız santral de oldu. Şimdi 2014 yılında yapmaya çalıştığımız santraller var. İnanın ilk zaman daha kolay yapıyorduk. Şu anda bir köy muhtarımız dahil olmak üzere, herkesten izin alır, herkese sosyal sorumluluk kapsamı içerisinde bir şeyler yapar duruma gelen bir yatırımcı kitlesiyiz. Baktığınız da projelerde artık gerçekleşme oranları da oluştu. Artık sular var, tribünler dönüyor, elektrik üretiyoruz. Projelerde malumunuz artık 8-10 yılda döndüğü, 7-8 yılda döndüğü, bunlar netleşti. Yani yatırımlar artık bir nebze de sosyal sorumluluk yatırımları oluyor. O yüzden biz üzerine basarak hem şahsım, hem Türkiye Odalar Borsalar Birliği Enerji Sektörü olarak, bizim ısrarla ihtiyacımız, isteğimiz, tarifeden önce bürokratik işlemlerin hızlanması. Bunu sayın ilgili bakanlara da ilettik. İkincisi, oyunun kuralı başta nasılsa sonra öyle devam etmesi. Ben aynı zaman da basketbolla da ilgileniyorum. Şimdi düşünün ki bir basketbol maçına çıkıyorsunuz, üç sayı atacağınız yer belli, orta saha belli, faul atışının şekli belli ama maçın ortasında geliyor ve diyor ki; üç dört tane yabancıyla başlayabilirsiniz diyor. Sonra bir bakıyorsunuz karşı takım gelmiş, sekiz yabancıyla. Oyunun kuralı sonra değişiyor. Bunu Orman Bakanlığında yaşadık. Bize dediler ki; o enerji yatırımında öncelik var dediler. Ödeyeceğiniz harçların %85’i muaf %15’ini ödeyeceksiniz dediler. Sonra bir geliyorsunuz, tam tersi oluşmuş. Biz şimdi bankaya gittiğimiz zaman, finansmana gittiğimiz zaman yaşadığımız şeyler ortada. Sonra projelerin maliyetlerinin yukarı gitmesi, bazılarının yapılamaması bile söz konusu. O yüzden ikinci husus bizim istediğimiz, oyunun kuralı başta neyse, o şekilde devam etsin. Bu her iki taraf içinde, sadece bürokratik açıdan değil, bizim özel sektör açısından da. Biz de bu yenilenebilir enerji yatırımlarını yaparken, biz de tabi ki denetim ve kurallara riayet ederek yapıyoruz. Biz iş adamları olarak kendimize zaman zaman öz eleştiri yapıyoruz. Bizim de yaptığımız yanlışlar oldu. Biz de onları düzeltiyoruz. Ama tek taraflı aşk olmadığı gibi, tek taraflı iş de olmuyor. O yüzden biz bu önceden kural neyse onun devam etmesi hususunu özellikle bekliyoruz. Bununla beraber eylem planında bahsedilen iki tane husus var. Şimdi ben o eylem planına hem seviniyorum hem de şimdi diyorum ki; kurumlara gideceğiz, ne diyecekler, eylem planı oldu, biz bir mevzuat yazalım. Zaten mevzuatın yazılmasının ne kadar sürdüğünü herkes biliyor. Bunları artık aşmamız gerektiğine inanıyorum. Çünkü, elektrik fiyatları ortada. Akşam eve gittiğimiz de elektriğimiz yansın istiyorsak, gündüz elektriğimiz olsun istiyorsak, sanayici olarak ucuz elektrik istiyorsak, bunların hepsinin çaresi yenilenebilir kaynaklar ve bu yenilenebilir kaynakların başında da hidroelektrik santralleri geliyor. Üçüncü husus, yine eylem planında olan yenilenebilir enerjiyle ilgili makine üreticilerine yönelik bir teşvik var. Ben makine üreticisiyim. Kendimden pay biçiyorum çünkü sektörün direkt içerisinde olduğum için başkasından örnek vereceğime kendimden örnek vereyim. Mil HES diye bir proje var. O eylem planına bakarsanız, özel sektörün desteklenmesi diyor. Kamu alımlarının da özel sektöre teşvik edici ve Türk yerli ürünlerin alımına yönelik diyor. Mil HES projesine TÜBİTAK çıkıyor. İki Türk firması bir tane de Türk üniversitesi. Başvuru yerimiz TÜBİTAK, karşımızdaki rakip, birisi devletin firması, tribün firması. Bir tanesi de TÜBİTAK’ın kendi geliştirme firması. Değerlendirmeyi yapan kim, TÜBİTAK. Kimi destekliyoruz? Özel sektörü.. Ben bu çelişkiyi anlamakta zorluk çekiyorum. Bunu kendi yaşadığımdan değil. Bunu Rüzgarcılar da yaşıyor, Güneşciler de yaşayacak, zamanı gelince diğer ürüncüler de yaşayacak. O yüzden bize devletin sıcaklığı lazım. Bize devletin yol göstericiliği lazım. Bize devletin denetleyiciliği lazım. Bize üst düzeydeki büyüklerimizin verdiği desteği aşağıda görmemiz lazım. Bizim en önemli beklentilerimizden birisi bu. Bu konuda da ilk önce kural farklıydı. Şimdi yine kural değişti. Neyse en azından işler bir vaziyete geldi. Bu kapsamda, artık devletin bize destek olmasını bekliyoruz. Bu gibi örnekleri yaşamak istemiyoruz. Bunun yanında, enerji sektöründe yani hidroelektrik piyasasında, sürekli bir, lisans aldım, almadım, ön lisans aldım.. Biraz önce arkadaşımız da sağ olsun EPDK’dan anlattı. EPDK’ya da suç bulamıyoruz. Herkes EPDK’ya yükleniyor. Diyor ki; EPDK lisansı geç verdi. Halbuki öyle bir şey yok. EPDK TEİAŞ’a yazı yazıyor, TSE’ye yazı yazıyor, Çevre Bakanlığına yazı yazıyor. Oradan yazı gelecekte burada işlem görecek. Bahsettiğim husus da o. DSİ’ye gidiyoruz. DSİ’de binlerce proje var. Sayısından çok yatırım tutarı önemli. Milyar dolarlık yatırımlar var ama yeterli arkadaşımız yok. Neden? Çünkü biz özel sektör olarak çoğunu transfer etmiş durumdayız. Ama neden, bu ekonomiye dayalı. Biz diyoruz ki, bunu bir bakanımız döneminde DSİ’de yapılan bir toplantı da söyledim. Nasıl bir devlet hastanelerinde döner sermaye varsa, buralarda da olsun. Bizler zaten bir ücret ödüyoruz. Ödediğimiz ücret karşılığı orada çalışma arkadaşlarımız da bunlardan faydalansın istiyoruz. İşlerimizin hızlı yürümesini istiyoruz. Burada, özel sektörün isteklerinin tümüne baktığınız da, işin hızlanması yönündedir. Bana bir imkan tanınsın vs değil. Çünkü biz yatırımları kendi finansmanımızla yapıyoruz. İzinleri vs’yi devletten alıyoruz. Ama bunları yaparken de devlette ki çalışma imkanlarının, çalışan insanların sayısının artması gerektiğine inanıyorum. Çünkü büyük yatırımlar. Büyük yatırımların önünü açmak lazım. Bunun akabinde elektrik fiyatlarına da yansıyor. Aslında elektrik fiyatının yansıması demek, 80 milyonluk büyük Türkiye’mizin Bütün insanlarının daha uygun elektrik kullanmasını sağlayacak bir yapı oluşması demek. Son kez şunu söylemek istiyorum; Biz büyük bir ülke olarak, biz 5-6 milyonluk küçük bir ülke değiliz. 80 milyonluk ve etrafı , enerji tüketiminin yoğun olduğu ve gelişime açık olan en son bütün dünya da ekonomik sıkıntı varken, malumunuz Garanti Bankası’nın bir hisse satışı oldu ki bu Türkiye’ye duyulan güvenin, sevginin ve istikrarın yansımasıydı. Bu yansımanın, enerji sektörüne de sirayet etmesi düşüncesiyle, hepinize teşekkür ediyorum dinlediğiniz için. Sağ olun.

In this article

Join the Conversation