TEDAŞ Genel Müdür’ü Mükremin Çepni İle Özel Röportaj

Tuğçe Alkan: TEDAŞ’ın özelleşmesinden bahseder misiniz bize? Mükremin Çepni:  1974 yılında Türkiye Elektrik Kurumu kurulduktan sonra, 1994 yılında da Türkiye Elektrik Kurumu ikiye ayrılmış. TEDAŞ ve TEAŞ olarak. Yani TEDAŞ’ın kuruluşu 1994’e dayanıyor. Daha sonrasında da ilk 1990 yılında da Kayseri civarı Elektrik TAŞ ilk...

2683 0

Tuğçe Alkan: TEDAŞ’ın özelleşmesinden bahseder misiniz bize?

Mükremin Çepni:  1974 yılında Türkiye Elektrik Kurumu kurulduktan sonra, 1994 yılında da Türkiye Elektrik Kurumu ikiye ayrılmış. TEDAŞ ve TEAŞ olarak. Yani TEDAŞ’ın kuruluşu 1994’e dayanıyor. Daha sonrasında da ilk 1990 yılında da Kayseri civarı Elektrik TAŞ ilk özelleşen kuruluş. Sonrasında, 21 dağıtım bölgesi tesis edilmiş ve bu 21 dağıtım bölgesinde dağıtım şirketleri oluşturuldu. 2006 yılında da bu dağıtım şirketlerine işletme hakkı devir sözleşmesi imzalanarak bunlara EPDK tarafından da lisans verildi. Hem dağıtım lisansı hem de parakende dağıtım lisansı olmak üzere. Akabinde de özelleştirme süreci hızla başladı.2008 de başlayarak 2013 yılının Eylül ayında son Toroslar Dağıtım Şirketini özelleştirerek, özelleştirme sürecini tamamlamış olduk. Burada üç şirketimiz KACETAŞ   AKEDAŞ, Maraş, Adıyaman bölgesi. KACETAŞ Kayseri bölgesi ve AYDEM, Aydın, Denizli, Muğla olmak üzere üç  bölgemiz 3096 sayılı yasaya göre, diğer 18 bölgemiz ise, 4046 sayılı yasaya göre özelleşmiş durumda.  Toplam netice itibarıyla, bu özelleştirmeler sonucu 13 milyar dolarlık bir getirisi oldu ve hazinemize 13 milyar dolar katkı sağlanmış oldu. Şu an itibarıyla bu 21 dağıtım bölgesindeki  dağıtım şirketlerimiz 30 yıllığına lisans süresi boyunca, büyük bir bölümü 2036’ya kadar özelleştirdiğimiz son 8 şirket ise 2042 yılına kadar lisans süresi boyunca işletme hakkını devralmış durumdalar. Burada, şebekemiz, dikilen direk, çekilen tel, yapılan trafoların tamamı yine TEDAŞ’a ait, mülkiyet TEDAŞ’a ait, kamuya ait. Ancak işletme hakkı dağıtım şirketlerine verilmiş oldu. Tabi bu şirketleri bir bölümü 2013’de devretmiştik. En son 8 şirketi 2013’de devrettik. Bu dağıtım şirketlerinin ayrıştırmasının da bir bölümünü TEDAŞ döneminde yapmıştık. Biliyorsunuz şu an dağıtım bölgelerinde, hem dağıtım şirketi var hem de parekende satış şirketleri var görevli şirketler. Dağıtım şirketi tekel gibi, bölgenin fiziki olarak elektriğini, 36 kw altı gerilim seviyesinden alıp, evlere kadar ulaştıran yani elektriğin fiziki dağıtımını yapan şirketler. Diğer parakende  satış şirketi ise, piyasanın libaralleşmesi  için, serbest piyasa ekonomisine geçiş için, rekabeti de sağlamak için oluşturulmuş şirketler. Siz diyelim eğer serbest tüketici limitini aştınız ve serbest tüketici olabildiyseniz, isterseniz bölgenin parakende satış şirketinden,görevli şirketinden elektrik alabildiğiniz gibi, bir başka elektrik satan toptancı şirketten veya bir başka bölgedeki parakende  satış şirketinden de elektrik alabilirsiniz. Hangisini ucuz buluyorsanız alabilirsiniz. Yani o anlamda şu an her bölgemizde 2 şirket var.

Tuğçe Alkan: Dağıtım şebekelerine sahiplik açısından, Türkiye’nin Avrupa’daki yeri nedir sizce?

Mükremin Çepni: Şöyle söyleyeyim size, toplamda 1 milyon 100000 km dağıtım hattımız var. Yaklaşık 200000 trafomuz var. Kurulu gücümüz 130000 mwa’ya ulaştı. Üretim gücümüz 70000 mw. 36 milyon müşterimiz var böyle bir büyüklüğe baktığınızda Avrupa’nın Almanya’dan sonra en büyük dağıtım şebekesine sahip bir ülkeyiz.

Tuğçe Alkan: 2013 yılı TEDAŞ için yeni bir dönemdir. 2013 yılı TEDAŞ için ne gibi önemlere sahip sizce?

Mükremin Çepni: 2013’de biz özelleştirmeleri tamamladık. Yani, 2009 sonrası ve 2013’e kadar bu özelleştirme süresiyle geçti daha çok. 2013 sonu itibarıyla da dağıtım şirketlerinin çoğunu da özelleştirmiş olunca, artık TEDAŞ için yeni bir görev yeni bir misyon belirlemek gerekiyordu.2014 yıllarında da onları yapmış olduk.

Tuğçe Alkan:TEDAŞ’ın bu yeni dönemde görevleri, ne gibi değişiklikler göstermiştir?

Mükremin Çepni: Bahsettiğimiz gibi 2013 sonu itibarıyla dağıtım şirketlerimizi ve parakende satış şirketlerimizi özelleştirdikten sonra , biz kendimize yeni bir misyon çizdik. Bu arada zaten önceden beri süregelip-giden görevlerimizin yanı sıra, tabi Bakanlıkça bize yeni verilen görevler oldu. Kanunen bize yeni verilen görevler oldu. Bunları yapmakla yükümlüyüz tabi ki. Kendimize yeni çizdiğimiz misyonda, öncelikle eğitim dedik. TEDAŞ’ın 5 tane büyük eğitim merkezi var. Bunlardan 2 tanesi İstanbul’da ki bunlardan bir tanesi uluslararası hale getirmek istiyoruz. Bir tanesi Ankara’da Gölbaşı, biri Erzincan ve biri İzmir’de olmak üzere toplam 5 tane büyük eğitim merkezimiz var. Dağıtım şirketlerinde çalışan yaklaşık 40 bin tane personel var. Bu 40 bin personelin 25 bin veya 30 bin civarı, arazide çalışan teknisyen, tekniker ve mühendis grubu. Bu personelin de saha da çalışabilmeleri için, elektrik EKAT belgesi dediğimiz kuvvetli akım tesislerinde çalışma yetki belgesi  adı altında bir belge almak zorundalar. Nasıl ki siz araç kullanıyorsunuz ve sürücü belgeniz olmak durumunda ise, aynı şekilde bu tesislerde çalışmak istiyorsanız bu belgeniz olmak zorunda. Tabi bu sadece, bu dağıtım şebekesinde değil. Siz özel bir kuruluşsunuz, bir fabrika sahibisiniz diyelim. Fabrikanızda elektrikçi var. O elektrikçinin dahi o belgeye sahip olması gerekli. Bu belgeyi de vermekle yükümlü kuruluş TEDAŞ. Bu 5 eğitim merkezinde biz bu faaliyetleri de yürütüyoruz. 2. Misyonumuzu mühendislik ve danışmanlık hizmetleri olarak belirledik. Tabi TEDAŞ dağıtım şirketlerini özelleştirince, güçlü bir kadrosu var geriye kalan. Bilgi birikimi yüksek, tecrübeli, güçlü bir kadrosu var. Bu kadronun, bu bilgi birikimini de kullanmak amaçlı, hem yurt içi hem de yurt dışı olmak üzere danışmanlık ve mühendislik hizmetleri vermeye başladı. Bu anlamda görüştüğümüz ve ön protokollerini yaptığımız ülkelerde var. Bunlar; Kuzey Irak gibi, Libya gibi, Sudan gibi, Sudi Arabistan gibi, en son Çat gibi. Bu ülkelerle ön protokollerimizi yaptık ve yakında o ülkelerin demin bahsettiğim gibi arazide çalışan personeline burada eğitim vereceğiz. Sudan heyeti gelmek üzere. Öncellikle onlara başlamış olacağız. Dolayısıyla, üçüncü misyonumuzu da, koordinasyon ve standardizayon olarak belirledik. Dağıtım şirketleri önceden sadece genel müdürlük olarak bize bağlıyken, tek yerden yönetildikleri için, zaten buranın talimat ve genelgelerine göre çalışıyordu. Ancak şimdi her biri ayrı genel müdürlük ve ayrı kuruluşlara bağlı oldukları için, onların bir koordinasyonları, yani kendi aralarından ziyade, regülasyonla yani, sistemin işlenirliğiyle alakalı bir koordinasyon ortak uygulama birliği yapılması ve kullanılan malzemelerinde belirli bir standardizasyona kavuşturulması için, böyle bir misyon da kendimize edindik. Zaten TEDAŞ’ın daha önce kullanılan şart nameleri vardı. Bu şart nameleri, günümüz koşuluna uygun şekilde, üretici firmalarla görüşerek yine dağıtım şirketlerimizle görüşerek bu şart namelerin güncellenmesini sağlayarak artık dağıtım şirketlerinin kullanımına sunuyoruz ve bu anlamda da çalışmalar devam ediyor. Dördüncü misyon olarak, kontrol dedik. Tabi dağıtım şirketlerimiz bu işleri yapacaklar ama, belli bir kontrol içerisinde. En son da denetim dedik. Dağıtım şirketlerinin bakanlıkla beraber denetim işlerini şu an birlikte yapıyoruz. Tabi denetimi en sona koyduk niye? Önce eğitim dedik, ardından mühendislik ve danışmanlık dedik, ardından koordinasyon ve standardizasyon dedik, ardından kontrol, en son denetim. Yani bir kamu hizmeti gibi gördüğümüz elektrik dağıtım hizmetinin aksamadan, vatandaşımızın elektriği kesilmeden, kaliteli bir şekilde sunulması için TEDAŞ olarak da bu misyonları edindik ve görevlerimize de devam ediyoruz.

Tuğçe Alkan: Elektrik Dağıtım Şirketlerinin bazı yatırım projeleri mevcut. Bu projeleri nasıl değerlendiriyorsunuz?

Mükremin Çepni: Dağıtım Şirketleri  uygulama dönemi dediğimiz 5 yıllık periyodlar halinde, EPDK’la görüşerek yatırım programlarını hazırlıyorlar ve EPDK’ya onaya sunuyorlar. Bu önce 5 yıl hazırlanıyor ve her yılda Ekim ayında gönderilerek EPDK’ya yıllık bazda onaylatılıyor. EPDK onayından sonra yatırım yapmak üzere Dağıtım Şirketleri, projelerini hazırlıyorlar. O projeler bize, TEDAŞ’a onaya geliyor. Biz o projeleri  onaylıyoruz. Akabinde ihalalerini yapıp o projelerin tesis aşamasına geçiliyor. Bu tesisler bittiğinde, yine bize müraacat ediyorlar. Biz o yapılan tesislerin, geçici kabul ve kesin kabullerini yapıyoruz ve Dağıtım Şirketleri de geçici kabulü yapılan bu tesisleri artık özel hesaplara atarak yatırıma çevirmiş oluyorlar ve 10 yılda da, tarife kanalıyla da %10 olarak bu paraları geri alıyorlar. Yatırım seyiri bu şekilde. Şunu diyebiliriz burada; Dağıtım Şirketleri finans kaynağı temin ederek yatırımlarını yapıyorlar ancak, 10 yılda da bu yatırımın geri itfasını alıyorlar.

Tuğçe Alkan: Şirketler projelerinin kesin kabul görmesi için nelere dikkat etmeliler?

Mükremin Çepni: Şöyle ki; demin bahsettiğim standartlara uyarak, tabi proje yapım ve uygulama yönetmeliği var. Yönetmelik ve kanunlara da uyarak projelerini yapıyorlar. Zaten biz TEDAŞ olarak onayladıktan sonra, o projenin geriye yapımı kalıyor. Yapım sırasında da zaman zaman koordinatörlükteki arkadaşlarımız, bu yapım esnasında da  kontrol aşamasında oluyor.

Tuğçe Alkan: Enerji kesintisini önlemek için ne gibi önlemler alınıyor?

Mükremin Çepni: Maalesef son günlerdeki hava şartlarından kaynaklı olarak, enerji kesintilerimiz maalesef biraz fazla oldu. Bu her bölgemizde oldu. Özellikle son günlerde Akdeniz bölgesinde yaşanan bu yoğun fırtınadan ve yağıştan kaynaklı kesintiler arttı. Tabi, siz bir işletmecilik yapıyorsunuz ve bu işletmecilikte hava şartlarına açık. Özellikle kırsal kesimde hava hayatlarınızın yoğunlukta olduğu bir şebekeyi işletiyorsunuz. Doğal olarak yani olağanüstü hava koşullarında elektrik kesiliyor. Yani, bu sadece bizim ülkemizde değil, diğer ülkelerde, en gelişmiş ülkelerde dahi olabiliyor bu tür kesintiler. İşte televizyonlarda zaman zaman Amerika’daki o fırtınaları izliyoruz. Öyle bir fırtınalı hava da, elektriğin kesilmesi kadar doğal bir şey yok. Zaten kesilmezse sıkıntı. Bu sefer çok daha farklı zarar ziyanlar ortaya çıkacağı için, böyle olağanüstü koşullarda elektriğin kesilmesi zaten doğal bir sonuçtur. Ama bunların bir an önce onarılıp, bir an önce vatandaşımıza elektriğin verilmesi için de hem biz TEDAŞ olarak hem bölgelerdeki Dağıtım Şirketlerimiz ellerinden gelen her türlü gayreti gösteriyorlar.

Tuğçe Alkan: Peki TEDAŞ’ın verdiği eğitimler doğrultusunda, olumlu geri dönüşümler oluyor mu?

Mükremin Çepni: Tabi ki. Biz sadece eğitim verip, belgeyi verip peşini bırakmıyoruz. Eğitim verdiğimiz bu kişilerin geri dönüşlerinde, hem ilgili şirketlerinden hem de amirlerinden arkadaşlarımız bire bir takip ederek verdiğimiz eğitimin kalitesini de bir nevi ölçmüş oluyoruz. Dolayısıyla da, bir eksik-gedik varsa onu da tamamlamaya çalışıyoruz tabi ki.

Tuğçe Alkan: Verilen eğitimlerle ilgili yurtdışında da sunumlar yapılmıştı. Oradan geri dönüşler ne şekilde?

Mükremin Çepni: Sudan’la eğitime başlıyoruz. Zannediyorum, Şubat ayı içerisinde 15 kişilik bir Sudan heyeti gelicek ve yaklaşık 1 ay burada eğitim de kalacaklar. 1 ay sonra belgelerini alıp ülkelerine dönecekler. Akabinde de, peyder peyi Sudi Arabistan’dan, Afganistan’dan, Çat’dan, Libya’dan gelecekler.

Tuğçe Alkan: Sonra takipler devam edecek mi?

Mükremin Çepni: Tabi. Bizim eğiticilerimiz, öncelikle bu ülkelere de gittiler. Oradaki şebekeyi incelediler. Oradaki şebekeye göre zaten bir eğitim planı hazırlandı şu an. Ona göre bir eğitim devam edecek.

Tuğçe Alkan: TEDAŞ’ın bu 21 Dağıtım Şirketiyle ilişkisi nedir? Aktif bir görüşme söz konusu mu sürekli?

Mükremin Çepni: Tabi. Bildiğiniz gibi, bu Dağıtım Şirketlerinin oluşturduğu bir derneğimiz de var, ELDER Elektrik Dağıtıcılar Derneği. Ben de oranın bir yönetim kurulu üyesiyim. Yani Dağıtım Şirketleriyle, fiilen bir aradayız. Zaten onların eğitimlerini veren, standardı oluşturan, koordinasyonu sağlayan, kontrol eden ve bakanlıkla birlikte denetleyen bir kuruluş olarak, zaten birebir süreli çalışıyoruz. 21 Dağıtım Bölgemizde de bizim 21 tane koordinatörlüğümüz var. TEDAŞ bölge koordinatörlüğümüz. Orada, şebekenin daha doğrusu dağıtım şirketinin büyüklüğüne göre, 10 ile 40 arasında personelimiz var. Bu personel , özellikle mühendis ve teknik ağırlıklı. Bunlar birebir dağıtım şirketleriyle sürekli bir temas halindeler zaten. Dağıtım Şirketlerinin projelerini onaylıyorlar, geçici kabullerini yapıyorlar. Yine biliyorsunuz önemli görevlerimizden bir tanesi de, aydınlatma işinin takibi. Dağıtım Şirketleri cadde sokak aydınlatması dediğimiz, genel aydınlatmayı yapıyorlar. Parasını şu an bakanlık olarak ödüyoruz, enerji bakanlığı olarak. Bunun ödenebilmesi için, TEDAŞ olarak denetimini, aydınlatmanın gerçekten usulüne uygun olup olmadığını ve faturaların doğru olup olmadığını tetkikini yaptıktan sonra, bakanlık üzerinden o paraların ödenmesini sağlıyoruz. Bu anlamda 21 Dağıtım Şirketinin de bir nevi en iyi müşterilerinden birisiyiz ki, yılda 1.2 milyar aydınlatmaya bedel ödüyoruz Dağıtım Şirketlerine.

Tuğçe Alkan: Gelin Helalleşelim Kampanyası var. Son zamanlarda bunu duyuyoruz. Bundan bahseder misiniz? Bu kampanyaya ilgi ne şekildedir?

Mükremin Çepni: Biliyorsunuz geçtiğimiz yıl Eylül ayında 6552 sayılı yasa çıktı. Bu yasada eski TEDAŞ alacaklarımızı kapsayan bir bölüm var. Bu ne demek? Biz dağıtım şirketlerini devrederken, bir takım borçları ve bir takım alacakları devraldık. Bu devraldığımız alacaklar, özellikle tarımsal sulama alacakları, belediye alacakları ve resmi kurum kuruluşlarının alacaklarını TEDAŞ olarak devraldık. Devraldığımız bu alacakların toplamı, 3.8 milyar değerinde civarıydı. Ancak bu bedel biraz flu, global bir rakam gibi. Niye derseniz; içerisinde tahakkuk yanlışları var, bazı yanlış faturalar var, kaçak tutanakları var, ismi-adresi bulunamayan yerler var. Bunları düştüğünüzde, yaklaşık 3.2 ile 3.4 milyar TL civarında kalan bir alacak var. Bu alacakların tahsili için, devletimiz hakikaten çok önemli bir kanun çıkardı. 6552 sayılı kanun. Bununla çiftçimize, özellikle faydasına olan bir kanun. Orada devletimizde dedi ki; çiftçi kardeşim, senin borcun var ise, bu borcunu ben yasal faizini, gecikme cezasını ne var ne yoksa affediyorum. Sen ana parayı tek seferde defaten ödersen, ana parayı öde helalleşelim.

Tuğçe Alkan: Belki de faizden dolayı ödeyemiyorlarsa, bu onları teşvik edecektir.

Mükremin Çepni: Size şöyle örnek vereyim; faizin ne kadar yük getirdiğini. 2005’den beri borcu olan abonelerimiz var. Bir çiftçimizin 2005’de bin lira bir borcu olsun. Bu bin liralık borç, şu an itibarıyla 4.500 lirayı geçmiş durumda. Eğer bu helalleşme kampanyasından çiftçimiz faydalanmayacaksa, müraacat etmediyse, biz zaten bu 10 yıllık zaman aşımı süresine de gireceği için, biz hukuki açıdan tahsis sürecine de başlayacağız. Bu ne demek? Bu icra demek, avukat, mahkeme demek. Dolayısıyla bu 4500 liralık borcun üstüne, icraa masrafı, mahkeme masrafı, avukat masrafı, vekalet ücretini koyduğunuzda, bu rakam 7-8 bin liraya çıkıyor. Yani bu vatandaşımızın bin liralık borcu oluyor size 8 bin lira. Ama vatandaşımız bu helalleşme kampanyasından faydalanırsa, 2005’den kalmış borcunu bin lira olarak ödüyor ve kurtuluyor. Başka hiçbir şey yok.

Tuğçe Alkan: İlgi o zaman yoğun şekilde oldu sanırım?

Mükremin Çepni: İlgi yoğun şekilde oldu. Şunu da açıklayayım; eğer vatandaşımızın, tabi herkesin borcu bin lira değil. 10 bin lira, 100 bin lira borcu olanlar var. Tek seferde ödemesi mümkün olmayan borçlar var. O zaman şöyle bir kolaylık sağlandı bu kanunla, eğer tek seferde ödeyemiyorsa, bunu 5 yıla kadar yapılandırabiliyoruz biz. Ve sene de bir kez ödemeli. 5 yıl yapılanıyor, sene de hangi tarih isterse o tarih ödeyebilecek şekilde ayarlanıyor. Kendileri belirliyorlar. Yani hasat dönemi ne zamansa, çiftçimiz o zaman ödeyecek şekilde bir belirleme yapılıyor. Dolayısıyla 5. Yılın sonunda ise, sadece %5’lik bir gecikme uygulanıyor yıllık. Bin lira borç, 5 yıl yapılandırıldığında, 5 yılın sonunda ise 1295 lira olarak ödemiş oluyor.

Tuğçe Alkan: Yüksek bir borç meblası gerekmiyor değil mi yapılandırmak için?

Mükremin Çepni: Gerekmiyor evet. Vatandaşımız bize müracatında diyor ki; ben bir seferde ödeyemem bunu 5 yıla kadar bölün, 2 yıla kadar bölün, 3 yıla kadar bölün. Ne kadar istiyorsanız o kadar yapılandırabiliyoruz. Bunlar sadece çiftçi kardeşimiz değil, koparatifler de, sulama birlikleri de faydalanabiliyorlar. Yani eğer tarımsal sulama abonesiyse, sulama birliklerimiz, koparatiflerimiz de bundan faydalanabiliyorlar. Buradan sizin vasıtanızla şunu da belirtmiş olalım; İlk taksiti, son ödeme tarihi, 2 Şubat. 2 Şubat’a kadar bu ilk taksiti ödemek suretiyle, vakitleri var. Bu arada yine duyurmuş olalım. Tabi bu helalleşme kampanyası sadece bununla da bitmiyor. Sadece çiftçimizi, sulama birliklerini, koparatifleri değil, sözlerimin başlangıcında belirttiğim gibi, belediyeleri ve kamu kurulum kuruluşlarını da ilgilendiriyor. Belediyelerden de çok büyük borç yükü olan belediyelerimiz var. Özellikle içme suyunu elektrikle dağıtan belediyelerimiz var. Bunlardan da büyük bir borç yükü var. Yaklaşık 1.2 milyarda belediye kaynaklı. Belediyelere de şöyle bir kolaylık tanınıyor; eğer borçlarını tek seferde defaten öderlerse, şu anki hesaplanmış olan gecikme faizi, yıllık ortalama %21. Bu yıllık ortalama %21 yerine %7’lik, yani gecikme faizini 3’de 1’e düşüren bir iyilik yapılıyor. %7 ile borçlarını yeniden yapılandırıp, tek seferde ödeyebilirler. Belediye’nin veya kamu kuruluşunun yeterli ödeneği olmayabilir. Onu da, 36 aya kadar taksitlendirebiliyoruz. 2 ayda bir ödemeli olmak üzere 18 taksit yapabiliyoruz. Bu da belediyeler ve kamu kuruluşları için oldukça avantajlı bir durum. Artı, ben hem başkanlarımıza, hem kamu kuruluşlarımızın çok değerli yöneticilerine de sizin vasıtanızla yine de önemli bir uyarı da bulunmuş olalım. Bu andan faydalanmadıkları takdirde, aynı onlarda bizim gibi Sayıştay denetimine tabi kuruluşlar. Sayıştay denetimi yapıldığında, bu avantajdan faydalanmaz ise, Sayıştay denetiminde başları ağrıyabilir. Sayıştay denetimini yapan denetçi, kardeşim bak böyle bir kanun varken, sen belediyeni, kuruluşunu daha az borçlandırman gibi bir kanun varken, sen niye bundan faydalanmadın diye de başları ağrıyabilir. 2 Şubat’a kadar onların da vakti var. İletmiş olalım.

Tuğçe Alkan: Gündem de olan bu kayıp-kaçak bedellerinin emsal gösterilerek geri ödenmesi ile ilgili nasıl bir yol izlenecek? TEDAŞ bu konuyla ilgili nasıl bir yol izleyecek?

Mükremin Çepni: Orada her ne kadar, biliyorsunuz 10 yıllık zaman aşımı süresince, 10 yıllık geriye dönük borçlar sanki ilgilendiriyormuş gibi olsa da, Dağıtım Şirketleri var bölgelerimizde biliyorsunuz. Faturalandırma ve alınan paralar o Dağıtım Şirketlerinin alacakları ve borçları. Yani TEDAŞ olarak biz bir üst kuruluş olduğumuz için, bizi ilgilendiren bir tarafı yok. Ancak Dağıtım Şirketlerimizin de bu kadar büyük bir yükü kaldırmaları da, çok söz konusu görülmüyor. Sayın bakanımız da açıkladılar zaten, bu ay içerisinde bir kanun görüşmeleri yapılıyor. İnşallah bu ay içerisinde bu konuda bir düzenleyici kanun çıkacak ve inşallah bu sorun bitecek diye umuyoruz.

Tuğçe Alkan: Geri ödemelerle ilgili 10 yıl süre söyleniyor. Bu süre özelleştirmenin öncesini de kapsıyor. Bu durumda TEDAŞ’ın alacağı aksiyon ne olacaktır?

Mükremin Çepni:  10 yıl öncesi de olsa, 10 yıl öncesinde bizim orada bu hükmün şahsiyetleri olan şirketlerimiz var zaten. Bir Başkent Elektriği ele alalım mesela. Başkent Elektrik 10 yıl öncesinde de vardı zaten. Hükmün şahsiyeti devam ediyor. Faturayı o adına gönderiyor. Yani TEDAŞ’ın burada hukuksal açıdan da baktığımızda bir taraf değil. İlgili Dağıtım Şirketi taraf.

Tuğçe Alkan: Yine şu an gündemde olan Abdullah Tivnikli’nin açıklamasına göre, göz önünde bulundurursak bunu, aynı sorunu yaşayan şirketler olursa, ne gibi bir yol izlenecek?

Mükremin Çepni: Şimdi zaman zaman bu konuda bizim açıklamalarımız da oldu. Kayıp-kaçak ortalamamız diyoruz ki; %15 lira civarında. Ama Güneydoğu ve Doğu bölgemizdeki 3 Dağıtım Şirketimizi çıkarttığımızda. Yani Dicle Grubu, Van Gölü ve Aras Grubu çıkarttığımızdaki kalan kayıp-kaçak oranı %8. Bu da Avrupa ortalamasının altında bir rakam. Yani bu 3 bölgemizde biraz sıkıntı var. Bu 3 bölgemizi çözemezsek, zaten bu işi çözmemiz söz konusu gözükmüyor. Dolayısıyla bahsettiğiniz Sayın Tivnikli’nin bulunduğu bölge, Dicle Bölgesi, sıkıntısı en yüksek bölgemiz. Kayıp-kaçak oranının en yüksek olduğu bölgemiz. Bu bölgede her ne kadar Dağıtım Şirketi, bu kayıp-kaçak konusunda iyileştirmeye çalışsa bile, belirli oranda da başarı sağlanıyor. Belirli oranda başarı sağlanamıyor. O bölgenin mevcut konumundan dolayı. Bu konuda EPDK ile 2014 yılında aldığı bir karar neticesi, bir düzeltme yapılmıştı zaten. Ama 2015’de bu mevcut fiili durumu göz önünde bulundurarak, bir çalışma gene yapılması gerekebilir diye düşünüyorum bu üç bölge için.

Tuğçe Alkan: Güneş ve Rüzgar enerjisi ne konumda? Bu konuda TEDAŞ olarak neler yapıyorsunuz Mükremin Bey?

Mükremin Çepni: Güzel ve önemli bir konu. Biliyorsunuz son günlerde de güneş enerjisi oldukça popüler. Bu konuda oldukça yoğun ve sık bir şekilde sempozyumlar, bilgilendirme toplantıları da yapılıyor zaten. Şöyle baktığımızda, ülkemiz hem güneş enerjisi, hem rüzgar enerjisi, hem biyogaz, hem jeotermal gibi yenilenebilir enerji kaynakları açısından oldukça zengin bir ülke. Her ne kadar doğalgazımız, petrolümüz olmasa da, bu yenilenebilir enerji kaynaklarımızın oldukça zengin olduğu bir ülke de yaşıyoruz. Türkiye haritasını enine ortadan çizdiğimizde, alt tarafı yani Güneyinde kalan bölümünde, güneş potansiyelimiz oldukça yüksek. Bu da, yaklaşık 20 bin mw’a rastlayan bir potansiyel. Size şöyle bir örnek vereyim; Almanya’nın çok düşük bir güneş potansiyeli olmasına rağmen, şu an Almanya’da 33bin mw güneş enerjisi sistemi var. Bu da bizim yaklaşık kurulu gücümüzün yarısına tekabül ediyor. Burada şunu da ilave etmek lazım; Türkiye bu konuda belki biraz yavaş hareket ediyor ama temkinli hareket ediyor. Yani bu işi layıkıyla yapabilmek için, biraz temkinli hareket ediyor ve oldukça da isabetli kararlar alınıyor. 1mw’a kadar lisanssız yapılabiliyor bu yenilenebilir enerji kaynakları. 1 mw’ın üstü, EPDK’dan lisans almanız suretiyle yapabilirsiniz. Ancak 1mw altı ise lisanssız olarak siz düşündüğünüz bölgeye ilgili dağıtım şirketiyle bağlantılı görüş alarak bunu yapabilirsiniz. Burada, TEDAŞ’ın önemli bir görevi var. Yatırımcı bağlantı görüşü aldığı bölge ile alakalı projesini hazırlıyor, TEDAŞ’a getiriyor, biz TEDAŞ olarak bu projeleri inceliyoruz, onaylıyoruz ve yatırımcı tesisine başlıyor. Tesis sonrası geçici kabullerini yapıyoruz ve ilgili Dağıtım Şirketiyle Elektrik Satış Anlaşması yaparak, sisteme bağlantısı yapılıyor. Şu ana kadar 2013 yılı itibarıyla başladı zaten bu uygulama. Ancak 2014’de yoğun olarak bize projeler gelmeye başladı. Yaklaşık şu ana kadar gelmiş 1200 e yakın proje var. Bunun yaklaşık 400 projesi onaylanmış durumda. 119 projenin de geçici kabulü yapılmış durumda. Yani şu anda da 52.8 mw devreye girmiş durumda güneş ve rüzgar olarak. Özellikle 2015’de bu rakamın, 2015 sonu itibarıyla 300 mw’ı bulacağını öngörüyoruz.

In this article

Join the Conversation