Türkiye yeni enerji merkezi mi oluyor?

Türkiye yeni enerji merkezi mi oluyor? Enerji dünyadaki birçok anlaşmazlığın altında yatan neden ,dünyanın ekonomik ve siyası açıdan gidişatını belirleyecek olan bir konudur. Türkiye ise Rusya, Orta Asya ve Orta Doğu üçgeninde enerji kaynaklarının tam ortasında olan bir ülkedir. Bu makalede, yeni boru hatlarıyla Türkiye’nin...

2696 1

Türkiye yeni enerji merkezi mi oluyor?

Enerji dünyadaki birçok anlaşmazlığın altında yatan neden ,dünyanın ekonomik ve siyası açıdan gidişatını belirleyecek olan bir konudur. Türkiye ise Rusya, Orta Asya ve Orta Doğu üçgeninde enerji kaynaklarının tam ortasında olan bir ülkedir. Bu makalede, yeni boru hatlarıyla Türkiye’nin enerji geçiş hattı olmasının bir avantaj olup olmadığını ve Türkiye’nin de içinde bulunduğu bölgedeki enerji mücadelesini siyasi ve ekonomik açıdan inceliyor olacağız.

Kömür, petrol, doğal gaz ve diğerleri; enerji insanlığın varoluşundan günümüze kadar önemi giderek artan bir kaynaktır ve bu kaynak özellikle 19.yy’dan günümüze kadar dünya üzerindeki birçok denge konusunda önemli rol oynamıştır.Yani enerji sadece ekonomik değil aynı zamanda siyasi ve uluslararası alanda birçok soruna neden olan bir konudur. Yani enerji, sadece enerji olarak ele alınmamaktadır. Büyük resmin belirlenmesinde enerji en temel belirleyici güç olduğu yönündeki düşünce gün geçtikçe artmaktadır. Petrol ve son dönemde doğal gaz hem ekonomik hem de siyasi açıdan modern dünyanın tüm devletleri için stratejik bir öneme sahip konuma gelmiştir. 19.yy sonlarına kadar kömür, 20.yy’da petrol ve şimdi birçok alternatif kaynakla birlikte doğal gaz öne çıkmaktadır.

Enerji herkes için hayati, bu nedenle devletler ve ulusalarası şirketler, hem enerji kaynaklarını yönetebilmek ve hemde bu kaynakların nakledilmesinde söz sahibi olmak için sıkı bir mücadele içerisindeler. Dünya’da dengeler değişmekte, çatışmalar ve savaşlar çıkmakta. Birçok çekişmenin ardında ise enerji mücadelesi yatmakta. Özellikle Türkiye’ninde içinde bulunduğu coğrafya, kaynaklar açısından zenginken bunların diğer ülkelere taşınımı içinde en önemli noktalardan biridir. Uluslarası mücadeleler yeniden jeopolitik hesaplar üzerinden şekillenmektedir. I.Dünya savaşı öncesi sömürgecilik ve emperyalist yayılmada demiryolları yani kömür belirleyici rol oynarken ardından gelinen dönem petrole duyulan ihtiyaç ve bu ihtiyacın bizzat kaynağından sağlanması belirleyici rol oynar hale gelmiştir. Bu ihtiyacın kaynağından sağlanması içinse özellikle Orta Doğu, kendisine yönelik politikalara ve savaşlara sahne olmuştur. Soğuk savaş döneminin sonrasında bölgesel güçler ve ittifaklar ön plana çıkarken şimdilerde ise boru hatları siyaseti öne çıkmaktadır. Boru hatları siyasetinde birçok ülke yer alırken yakın bölgemizdeki en büyük rekabet Rusya, Amerika Birleşik Devletleri ve Avrupa Birliği arasında yaşanmakta. Doğal gaz yatakları ve bunların nakledilmesi, bu üç büyük gücün örtülü çatışmasına neden olan bir konudur. Bugün Ortadoğu’da ortaya çıkan birçok etnik ve dini gerilimlerin arkasında enerji bağlılığına bağlı çıkarlar yer almaktadır. Irak ve Suriye olayları, İran ambargosu ve Doğu Akdeniz, bunların hepsi doğrudan enerji ile bağlantılı krizlerdir.

Endüstriyel olarak gelişmiş bir Avrupa’nın enerjisiz kalma durumu düşünülemez, her ne kadar kaynak olarak elverişsiz olsa da toprakları. Petrolün önemi 19.yy ve 20.yy’da sanayinin gelişimi ile artarken, Almanya ve İngiltere arasındaki önce yerel kaynaklarda sonra ise dış kaynaklar ve pazar arayışı üzerinde yaşanan enerji mücadelesi Osmanlıyı da doğrudan etkiledi. O dönemde İngiltere Dış İşleri Bakanı “müttefikler zafere petrol silindirinin üzerinden taşındı, eğer petrol olmasaydı filonun harekatını ve patlayıcı imalatını nasıl sağlayabilirlerdi” demiştir. II.Dünya Savaşı sırasında İngiliz Kraliyet gemilerin hızını arttırmak için kömür yerine kullanılan petrol stratejik bir öneme sahip oldu. Böylelikle Ortadoğu’nun petrol kaynakları 20.yy’ın başlarından itibaren bölgeninin siyasi tarihini etkileyen en önemli etken oldu.

20.yy’da enerji kaynaklarına ulaşmak esas iken günümüzde, büyük güçlerin enerjiye ulaşımı önemli olmaktadır. Buda enerji geçiş ülkelerinin önemini ortaya çıkarmaktadır. Yeni dönemde, enerjiyi satan ve ihtiyaç duyan dışında enerjinin transferide önem taşımaktadır. Enerjinin transferi için üçüncü ülkelere ve nakil hatlarına ihtiyaç duyulmaktadır. Türkiye’de enerji geçiş hattında bulunan ve bulunduğu coğrafyanın avantajından yararlanan bir ülkedir. Çünkü Türkiye, Dünya enerji rezervinin 3/4’ünün bulunduğu Orta Doğu, Orta Asya ve Kafkasya’nın tam ortasında bulunmaktadır. Bu coğrafi avantajı ile Türkiye, zengin enerji kaynaklarına sahip bölge ülkeleri ile Avrupa arasında köprü konumundadır. Bu durum, Türkiye için enerji güvenliği fırsatları ile risklere neden olmaktadır. Rusya, Norveç ve Cezayir’den sonra 4. ana artel rolünü üstlenmek isteyen Türkiye, yine üretici ve tüketici ülkeler arasında güvenilir bir ülke konumunda olmak istemektedir. Bunun anlamı ise Orta Doğu ve Orta Asya petrolünün Avrupa’ya güvenilir ve kesintisiz sağlanmasıdır.

Rusya Devlet Başkanı Putin’in Türkiye ziyareti sırasında dile getirdiği Türk Akım, Türkiye’yi geçiş ülkesi olmaktan çıkartıp enerji merkezi olma yolundaki büyük bir hamledir. Enerji geçiş ülkesi olmanın avantajı ekonomi olmasının yanı sıra diğer ülkeler tarafından sağlanan istikrardır fakat bu konumda olan ülkelerde daha çok problemlere rastlanmaktadır. Rusya dünyanin önde gelen enerji üreticisi olmasının yanı sıra Soğuk Savaş dönemi öncesindeki eski gücünü kazanma mücadelesi vermekte, bu mücadelesindeki en büyük avantajı yerli enerji kaynakları olan Rusya’nın bölgesinde gücünü toplama girişiminin yanı sıra Amerika ve Avrupa ile de mücadele içerisindedir. Ukrayna krizi sonrası ilişkiler, siyasi ve enerji alanında yeni döneme girdi. Her ne kadar Rusya enerji satmak Avrupa ise almak zorunda olsada siyasi kriz sonrası Batı’nın ambargo kartını oynamasına karşın Ruslar’da boru hattı kozunu oynadı. Ukrayna hattına alternatif olan boru hattı projesi iptal edilerek Türkiye üzerinden geçmesine karar verildi, ekonomik gerekçeler olarak gözüksede bu durum arka planında siyasi çekişme ve mücadele yer almaktadır.

Rusya’nın en büyük korkularından biri yakınında bulunacak bir batılı devlet ile güvenliğinin sekteye uğramasıdır. Bu nedenle Ukrayna ve Ukrayna krizi çok önemli bir gelişme olmuştur. Böylelikle,Doğu Avrupa ülkeleriyle tampon bölge olan Ukrayna artık Rusya’nın batılı komşusu konumuna gelmiştir. Ekonomik ambargo sonrasında Ruble ve doğalgaz fiyatındaki düşüş Rus ekonomisini zora sokmuş durumda, buna karşılık verilen Rusya’nın ekonomik ve siyasi hamlesi ise doğrudan Türkiye’yi ilgilendirmektedir. 30 milyar dolarlık Güney akım projesinin Türkiye akım projesine dönüşmesi ile Türkiye enerji üssü konumuna iyiden iyiye gelmektedir. Son dönemde yaşanan gelişmeler doğrultusunda Rusya’nın elinde Türkiye’den başka bir fırsatı kalmamıştır. Rusya, gazının Avrupa’ya iletilmesinde neredeyse tekel olan Ukrayna’nın bu gücünü kırmak istemesinden dolayı bu alternatif arayışına girdi. Son Putin’in Türkiye ziyareti Kremlin’in geleneklerinden farklı olsa da yalnızlaşan Rusya, Türkiye ile bunu aşacağız mesajını vermiştir. Rusya ile Türkiye artık siyasi açıdan yeni bir döneme girmiştir. Putin’in yaptığı Almanya-Fransa benzetmesi gibi Türkiye ve Rusya, eski birer düşman artık dost konumundadır. Bu girişimi ile Rusya, Amerika’yı Karadeniz’den uzak tutmaya çalışmaktadır. Üretici ve ihracatçı ülkeler için arz ve talep kadar transit geçişte önemlidir, Türkiye ise transit geçiş güvenliği için iyi bir seçenek konumundadır.

Türkiye üzerinden Bakü-Ceyhan, Şahdeniz l, Trans Anadolu ve Mavi Akım gibi bir çok petrol ve doğal gaz boru hattı geçmektedir. Türk akım projesinde Ruslar, petrol ve doğal gazını Türkiye’de dağıtım merkezinde bırakarak Türkiye için doğal gazın tamamen satışında söz sahibi olmanın yolunu da aralayacak.

İlave projeler ile Hazar denizinden, Orta Doğu’dan ve hatta Akdeniz’deki doğal gaz kaynaklarından beslenerek Türkiye bölgedeki en önemli kapı olacaktır. Bu ise Türkiye’ye gelen gazın fiyatının azalmasından çok fiyat belirleme fırsatını doğuracaktır Türkiye için. Türkiye’nin yıllık doğal gaz ihtiyacı 63 metreküp’tür, ikili anlaşmalar dolayısıyla maliyet düşümüne gidilirken dağıtım merkezi olma avantajı ile taşıma maliyeti düşeceğinden dolayı Türkiye doğal gazı diğer tüketici ülkelerden daha ucuza kullanacaktır. Türkiye’nin bulunduğu coğrafyada enerji kaynaklarının dünyaya ulaştırılmasında daha da hareketli günler yaşanması kaçınılmaz gözükmektedir. Irak petrolünün Kerkük-Ceyhan boru hattı ile Türkiye’ye aktarılması, Israil, Mısır ve Kıbrıs deniz sahalarında çıkması beklenen doğal gaz rezervleri söz konusudur. TANAP’ı merkez alan Güney gaz koridoru ile alternatif kaynaklar ve Doğu Akdeniz kaynakları ile belkide Rusya bağımlılığıda büyük ölçüde kırılacaktır.

Enerji sadece enerji değildir, son yüzyılda yaşananlar bu önermeyi doğrular niteliktedir. Enerji kaynaklarına sahip olmak hem avantaj hem de dezavantajdır. Bu nedenden dolayı her zaman olayları değerlendirirken resmin büyüğüne bakmak gerekir. Bir çok ülke gelecek planlarını enerji üzerinden yaparken enerjinin geçiş yolları da hem ekonomik hem de politikalarını belirlemektedir. Enerjiye sahip olmak veya enerji güzergahında olmak ülkelerin elini güçlendirdiği gibi bu tip ülkeler açısından her türlü olasılığı değerlendirmek zorunda da bırakmaktır.

Atılım Üniversitesi Enerji Sistemleri ve Makina Mühendisliği Öğrencisi

In this article

Join the Conversation

1 comment

  1. Alkan Cevapla

    Çok doğru tespitlerde bulunmuşsunuz, enerji-siyaset arasındaki ilişkilere bakış açınız oldukça gerçekçi. Başarılarınız devamı dilerim.